2025’te Formasyon Kalkacak mı? Bir Gencin Umut ve Hayal Kırıklığı Arasındaki Hikâyesi
Kayseri’de, sabahın ilk ışıklarıyla uyanıp güne başlamak, bana hep bir tür huzur verir. Fakat o sabah, diğerlerinden farklıydı. Ekranımda, üniversitenin WhatsApp grubunda bir mesaj belirdi. “Formasyon 2025’te kalkacakmış, haberiniz olsun.” O an, kalbimdeki tüm duygular çarpıştı. Hepimizin yaşadığı o karmaşık, bazen korkutucu, bazen heyecan verici duygulardan biriydi bu an. Ama benim için biraz daha farklıydı. Çünkü, o mesaj bana hayatımın en büyük hayal kırıklıklarından birini hatırlattı: Bir öğretmen olma hayalim…
Formasyon Meselesi: Bir Genç İçin Hayallerin Peşinden Gitmek
Hikâyeme, aslında birkaç yıl önce, üniversiteye ilk adım attığımda başlamak lazım. Eğitim fakültesine girdiğimde, hayalimin ne kadar canlı olduğunu ve bir gün öğrencilere ışık tutmayı ne kadar istediğimi hatırlıyorum. Kayseri’nin sokaklarında yürürken, etrafımda gördüğüm öğretmenleri izlerdim. Onların öğrencilerine verdikleri bilgiyi, sevgiyi, sabrı… “Bir gün ben de böyle olacağım,” derdim kendi kendime.
İlk zamanlarımda formasyonun gerekliliğini anlamamıştım. Sadece öğretmenlik için gereken diğer derslere odaklanıyordum. Fakat zamanla, eğitimin ne kadar derin, ne kadar özverili bir meslek olduğunu fark ettim. Bu yolda ilerledikçe, formasyonun benim için sadece bir “belge” değil, aynı zamanda bir “güvence” olduğunu hissetmeye başladım. Formasyon, öğretmen olmanın ilk adımıydı. O belgenin sağladığı güvenle, öğrencilerin karşısına çıkıp, onlara bir şeyler verebileceğimi düşündüm.
Ama işte o sabah, ekranımda gördüğüm mesaj, içimde bir fırtına kopardı. Formasyonun kalkacak olması, aslında çok büyük bir soru işaretiydi. Ne olacaktı? Ya bir gün, öğretmen olma hayalim, bu belgesiz bir şekilde ellerimden kayıp giderse? Ya bir gün, yıllarca beklediğim fırsat, bir anda elimden alınırsa?
Hayal Kırıklığı: 2025’te Ne Olacak?
2025 yılına dair kaygılarım, o an bir film şeridi gibi gözümün önünden geçmeye başladı. Eğitim hayatım boyunca çaba sarf ettiğim, bazen geceyi gündüze kattığım, bazen sosyal hayatımdan ödün verdiğim bir yolculuktu bu. Kendi içimde her zaman öğretmen olmanın sorumluluğunu taşımıştım. Ama şimdi, bu hayalimin ortasında bir duvar vardı. Formasyonun kalkması, sadece eğitim alanında çalışan binlerce gencin hayatını etkilemekle kalmayacak, aynı zamanda herkesin özgürce seçtiği bir meslekten alıkonulmasına neden olacaktı.
İçimde derin bir boşluk oluştu. Çünkü bu, hayal kırıklığından çok daha fazlasıydı. Bu, yıllarca büyük bir umutla sarıldığım ve içinde adeta yaşam bulduğum bir hedefin kaybolmasıydı. O sabah, kaybolan sadece bir belge değil, aynı zamanda bir neslin umutlarıydı. Hangi yolda ilerleyeceğimi bir anda kaybettim.
İç ses: “Hadi ama, bu kadar mı kolay olmalı? Bir tek belge yüzünden bu kadar mı kaybedebilirim?”
Hepimizin kendi kişisel mücadeleleri vardır, biliyorum. Ama içimdeki bu hayal kırıklığı, çok daha derindi. Çünkü bazen, en değerli şeyler insanın en çok emek verdiği ve en çok değer verdiği şeylerdir. İşte formasyon da bu yolda, adeta benim rehberim gibi oluyordu. Kalkarsa, ne olacaktı? Bir anda her şeyin değeri silinmiş olacaktı.
Heyecan: Bir Kapı Kapanırken, Bir Başka Kapı Açılır mı?
Ama… İçimde bir kıvılcım daha yanmaya başlamıştı. Bu hayal kırıklığının yanında bir diğer duygu da vardı: Heyecan. Çünkü her şeyin sonu da yoktu, değil mi? Kim demişti ki, her şey bir belgeye bağlıdır diye? Kim demişti ki, sadece bir adım daha atmak, hayalini gerçekleştirmene engel olabilir diye? Belki de, bu “yeni dönemde” öğretmenlik biraz farklı bir şekilde şekillenecekti.
Belki formasyonun kalkması, öğretmenlik yolunda yürüyen diğer arkadaşlarım için de bir fırsat olacaktı. Bir gün, belki de kimseye anlatılmadan, sadece kendi deneyimleriyle öğretmen olacaklardı. Belki de bu değişiklik, eğitimin daha yaratıcı ve daha özgür olmasına zemin hazırlayacaktı. Düşünsenize, eğitimde bir belgenin değil, daha çok içsel bir tutkunun ön planda olduğu bir sistem. Öğretmenler, bir eğitmen olmanın ötesinde, öğrencilerine hayatı nasıl öğretebilirlerdi?
İç ses: “Hımm… Bunu düşündükçe içimde bir umut doğuyor, belki de bu fırsatlar bizi daha özgür kılacaktır.”
Ve evet, belki de her şey değişecekti. Belki de formasyon kalktıktan sonra, eğitim sistemimiz yeni bir döneme girecekti. Bu düşünce, içimde biraz umut yeşertmeye başlamıştı. Kim bilir, belki de yıllar sonra, “formasyon kalktı ama biz de başarılı olduk” diye hatırlanacağız.
Hayal Kırıklığı, Ama Umutla… Yola Devam
O sabah, kaybolan sadece bir belge değildi. Aynı zamanda, yıllardır emek verdiğimiz hayallerimizin bir kısmı da kayboluyordu. Ama dediğim gibi, her şeyin bir sonu yoktu. Bu, sadece bir dönüm noktasıydı. Belki de hayat, bize sadece formasyonla değil, gerçek bir tutku ve azimle öğretmen olmayı öğretecekti. Bu, asıl önemli olan şeydi. Çünkü bir belgenin kalkması, kalbimdeki öğretmenlik tutkusunu söndüremezdi. O, hep vardı, hep olacak.
Belki de 2025’te formasyon kalkacak ama bu, sadece bir evrenin yeni bir şekilde şekillenmesi demekti. Gerçek öğretmenler, sadece belgelerle değil, içlerindeki sevgiyle, sabırla, özveriyle işlerini yapacaklardı.
İç ses: “Belki de hayat bize gerçekten öğretmen olmanın ne olduğunu öğretmek için bu fırsatı veriyordur…”
Yani, belki de bu kaybolan belge, hayatımıza daha büyük ve daha anlamlı bir öğretmenlik anlayışı getirecekti. Kim bilir? 2025’te formasyon kalkacak belki ama umut, hiçbir zaman kalkmayacak.