İçeriğe geç

Mumbarin içinde ne var ?

Mumbarın İçinde Ne Var? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış

Hepimizin yaşamında küçük ama önemli anlar vardır. Bir sokak satıcısının caddede bağırarak “Mumbar!” diye seslendiğini duymak, bazılarımız için sıradan bir şey olabilir. Ancak bir adım daha atıp, bu basit çağrının toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi önemli kavramlarla nasıl iç içe geçtiğini düşündüğünüzde, konu çok daha derinleşiyor. Mumbar, aslında sadece sokaklarda satılan bir lezzet değil. İçinde, toplumun var olan yapılarının, rollerinin, hatta marjinalleşmiş grupların ne kadar göz ardı edildiğiyle ilgili bir yansıma barındırıyor.

Mumbar: Kültürel Bir Yansıma

Mumbar, aslında bir yemeğin ötesinde, kültürel kimliklerin, sosyo-ekonomik sınıfların, etnik kimliklerin ve toplumsal cinsiyet rollerinin bir yansıması gibi. İstanbul’un sokaklarında, esnafın “mumbar” satışıyla ilgili duyduğumuz o alışıldık ses, bir anlamda bu şehrin karmaşasının ve çeşitliliğinin bir parçasıdır. Ancak, bu kültürel mirasın içinde, özellikle sokakta çalışan kadınların ve LGBTQ+ topluluğunun yaşadığı toplumsal baskılar hakkında ne kadar konuşuluyor?

Toplumsal Cinsiyetin Etkisi

Mumbar satışı, sokak satıcılığı gibi işlerde genellikle erkeklerin egemen olduğu bir alan olarak karşımıza çıkar. Kadınların sokakta çalışması, özellikle bu tür işlerde daha nadirdir. Kadınlar genellikle “güvenli” sayılan alanlarda, örneğin evde veya küçük işletmelerde çalışmayı tercih ederken, sokakta satılan mumbar gibi geleneksel yemeklerin çoğunun erkekler tarafından satılması, toplumsal cinsiyet rollerinin ne denli yerleşik olduğunu gösteriyor. Sokakta çalışan kadınları görebildiğimizde, genellikle bu işlerin ev eksenli, düşük ücretli ya da güvencesiz işlerle bağlantılı olduğunu görmekteyiz. Bu işlerde çalışan kadınlar, çoğu zaman görünmeyen emekleriyle, evdeki yükü üstlenirken, toplumsal olarak da daha fazla zorlanmaktadırlar.

Örneğin, sabahın erken saatlerinde yürürken gördüğünüz o kadınlardan bazıları, belki de evde çocuk bakıyor, belki de ev işlerini yapıyor ve aynı zamanda bir yandan sokakta mumbar satıyor. Bu işin onlara sadece maddi kazanç sağlamaktan öte, toplumsal rollerin, beklentilerin ve sınırlamaların içinde var olma mücadelesini de temsil ettiğini unutmamalıyız. Kadınların iş gücüne katılımı, hala çoğu toplumda erkeklerden daha kısıtlıdır. Sokakta satılan mumbar, kadınların toplumdaki “yerini” sorgulayan bir simge haline gelebilir.

Çeşitlilik ve Farklı Grupların Etkisi

İstanbul gibi kozmopolit bir şehirde, farklı etnik kimliklerden ve toplumsal sınıflardan insanlar bir arada yaşar. Mumbar da, bu çeşitliliği kucaklayan, fakat bazen de marjinalleştiren bir figür olabilir. Sokak yemekleri kültürünün bir parçası olarak mumbar, bazen etnik kimlikleri belirginleştiren bir araç haline gelebilir. Yedikleri şeyler üzerinden kimlikler kurulurken, özellikle göçmen kökenli veya düşük gelirli insanların bu tür sokak yemekleri ile ilişkileri, onları toplumun daha geniş yapısına entegre etmektense, bazen dışarıda bırakabilir.

Örneğin, Emin Ali Paşa gibi semtlerde yaşayan göçmen kökenli insanlar, genellikle sokak satıcıları olarak iş gücüne katkı sağlarlar. Fakat bu kişiler, bazı kesimler tarafından hala “fakir” veya “dışlanmış” olarak algılanmaktadırlar. Mumbarın satılması bu tür işlerde çalışanların, toplumda sıkça karşılaşılan stereotiplere de katkıda bulunduğu anlamına gelir. Kısacası, bu yemeği hazırlayan ya da satan kişiler, bazen kimlikleri üzerinden küçümsenebilirler. Fakat bu yemeğin o kadar geleneksel bir kimliği vardır ki, bu insanlar yine de bir şekilde var olurlar. Mumbar, bu anlamda hem bir kimlik inşası hem de bir marjinalleşme aracı olabilir.

Sosyal Adalet ve Erişim

Bir adım daha ileri giderek, sosyal adalet perspektifinden de mumbarın içinde ne olduğuna bakabiliriz. Sosyal adalet, yalnızca ekonomik eşitsizlikle değil, aynı zamanda insanlar arasında eşit haklar ve fırsatlar sağlanmasıyla ilgilidir. Sokak yemeği kültürü, aslında büyük ölçüde küçük esnafın ve evden çalışanların varlık gösterdiği bir alan olsa da, bu alanda çalışanların hakları ve çalışma koşulları çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Bu da, yalnızca ekonomik adaletsizlik değil, aynı zamanda eşitsizlik ve ayrımcılıkla da ilgilidir. Sokak yemeği satan bir kişinin sağlık sigortası, güvenli çalışma koşulları veya çalışma saatleri hakkında hiç konuşulmaz. Çünkü onların bu alanlardaki hakları yoktur. Bu da aslında bir çeşit sosyal adalet eksikliğini, çok net bir biçimde gösterir.

Örneğin, bir sokakta mumbar satan bir insanın, çalışma koşullarının ne kadar sağlıklı olduğuna kimse dikkat etmez. O kişinin çalışma saatleri, o kişi için bir sorun olabilir. Ancak bu konuda yapılan bir yasal düzenleme veya hak talebi, genellikle göz ardı edilir. Ayrıca, sokak yemeği satıcılarının çoğu için sosyal güvenceler yoktur ve bu, sosyal adalet açısından ciddi bir eksikliktir. Tüm bunlar, sadece bir yemeğin içinde gizli olan daha büyük toplumsal yapıları anlamamıza yardımcı olabilir.

Sonuç: Mumbar ve Toplumsal Yapılar

Mumbar, sadece bir sokak yemeği değil, aynı zamanda bir toplumsal yapıyı, kültürü ve sınıf farklarını temsil eden bir öğedir. Bu küçük ama etkili sokak yemeği, hem toplumsal cinsiyet hem de çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında çok şey anlatır. Mumbarın içinde ne olduğunu anlamak, aslında toplumda hangi grupların hala dışlandığını, kimlerin daha eşit haklara sahip olduğunu ve kimlerin hala baskılara maruz kaldığını görmekle eşdeğerdir.

Sokakta gördüğümüz her figür, sadece bir iş yapan insan değil, aynı zamanda bu toplumun bir parçası olan ve marjinalleşmiş kimlikleriyle var olmaya çalışan birer bireydir. Mumbar, bir kültürün simgesi olduğu kadar, toplumsal yapının da bir yansımasıdır. Bu yemeği bir daha gördüğünüzde, içindeki yalnızca et ve baharatları değil, bu yemeği yapanların emeklerini, öykülerini ve toplumdaki yerlerini de düşünmelisiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir