Geride Kalanlar Ne Zaman Çekildi?
Hadi gelin, biraz geri dönelim. Geride kalanlar, belki de bir zamanlar hayatımızın tam ortasında olanlar… Ama bu yazının amacı, onları geri getirip nostalji yapmak değil. Geride kalanlar ne zaman çekildi, diye sormak istiyorum. Gerçekten, bu tip soruları kendimize sormamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü çoğu zaman arkamıza bakmaya bile cesaret edemiyoruz, ama bir yandan da hayatın geride kalanlarıyla barışmamız gerektiğini biliyoruz.
Tabii, bu yazıyı okurken, bu soruyu bana soran birinin kim olduğunu düşünüyorsunuz, değil mi? Belki o “ders veren” tiplerden biri, belki de sırf soruyu duymak için can atan bir arkadaş.
Ama biz burada “geride kalanlar” konusunu, olayları komik bir biçimde ele alacağız. Sonuçta, ben İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, esprili ama aynı zamanda her şeyi derinlemesine düşünmeye çalışan bir genç yetişkinim. Yani hayatımda en sevdiğim şeylerden biri, herkesin sürekli koşturduğu o gündelik hayatın komik anlarını fark edip, bunları kafamda çevirip, kahkaha atmak. Şimdi de öyle bir yazı yazıyorum. Gelin, biraz sohbet edelim.
Geride Kalanlar ve Hayatın Komik Anları
Her zaman kendi aramızda “geride kalanlar” diye konuştuğumuz bir kavram vardır ya, aslında herkesin farklı bir tanımı vardır. Kimileri geçmişte kalmış ilişkileri düşünür, kimileri ise iş veya okul gibi zorunluluklardan geriye doğru kaymış yaşamlarını. Bence bu “geride kalanlar” meselesi, biraz da her anın önemini anlamadaki geç kalmamızdan kaynaklanıyor. Ama tabii ki bunu çok fazla dert etmeyin, çünkü bugün aslında bu yazıyı yazarken ben de kendimle barışmaya çalışıyorum. Bunu bir tür terapi gibi düşünebilirsiniz.
Geçen gün bir arkadaşım, “Ya, Cihan, sen ne zaman büyüdün de, hep hayatın anlamını düşünüyorsun?” diye sordu. Cevap veremedim. Çünkü gerçekten o an, birine hayatın anlamını anlatmaya kalkacak olsam, en basit örneği verirdim: “Bak, bir pizza yediğinde en son hangi dilimi yediğini hatırlıyor musun? İşte hayat da bu gibi bir şey.” İnsanlar, yemek yerken bile bazen bir şeyin geride kaldığının farkında olmuyorlar.
Neyse, konuyu çok dağıtmayalım. Geride kalanları düşündükçe, aklıma anılar geliyor. Geride kalanlar ne zaman çekildi, sence? Bir süre sonra fark ediyorsun ki, her an, bir film sahnesi gibi, yavaşça sona eriyor. Şimdi de en çok sevdiğim şeylerden birine geçiyorum: Komik bir anı.
Komik Anılar ve İzmir’deki Olan Biteni
Bir akşam arkadaşlarla İzmirliler’e özgü o “gece sahili” kafelerinden birine gitmeye karar verdik. O kadar kısacık bir mesafede, tek bir çay içmek için bile yıllardır yürüdüğüm yolu adeta sıfırdan öğreniyorsun. Yani o kadar doğal bir şey ki bu, “geride kalanlar” demek için bir kez daha aklımdan geçiyor. Bazen sen bir şeyi bırakıyorsun, o seni peşinden sürüklüyor. Ya da sen çayı içmeye başladığında, tüm dertlerin de kaybolmuş gibi oluyor.
Bir arkadaşım “Geride kalanlar ne zaman çekildi?” sorusunu sordu. Şaka gibi bir soruydu bu. Bir anlık sessizlik. Hemen içimden, “Ya Allah aşkına, o kadar mı dertlendik?” dedim. Ama sesimi çıkaramadım. Bir başka arkadaşım ise şöyle dedi: “Bence geride kalanlar hala oradalar, biz sadece geçip gidiyoruz.”
O an, tam bir kafa karışıklığı. Gerçekten, yıllar sonra geçmişte bıraktığımız arkadaşlarla, hatırladığımız komik olaylarla ilgili daha derin bir bakış açısına sahip olduğumuzda, her şey ne kadar da anlam kazanıyor! Ama tabii, bir bakıma komik olan şey, o eski zamanlarda, o kadar derin düşünmediğimiz için mutluyduk. Şimdi her şey biraz daha karmaşık. Ama geriye baktığınızda da, o karmaşıklığın aslında bir halta yaramadığını görüyorsunuz.
İç Ses: Geride Kalanlar ve Kendinle Dalga Geçmek
İçimde bir ses sürekli konuşuyor: “Cihan, bir yazı yazıyorsun ama gerçekten geride kalanları düşündün mü? Şu an bile, senin bile geride bıraktığın şeylerin, zamanın başka bir yerinde var olduklarını kimse görmeyecek.”
Bunu düşündükçe, aklıma o eski dostluklar geldi. Bazen gerçekten de “geride kalanlar” diyeceğimiz şeyler, tam da hayatta bizim olmamıza izin veren şeyler oluyordu. Bu anıların her biri, birer taş gibi, birbirini tamamlayan bir mozaik gibiydi. Ama şimdi baktığımda o taşların hepsi, bir şekilde zamanla silinmiş gibi hissettiriyor. Hani bir filmin sahnelerinden sonrasını hatırlamadığınızda, o film hala bitmiş olmuyor mu?
İç sesim: “Ama bir dakika, bu yazının konusu bu değil mi? Geride kalanlar ne zaman çekildi? Kim derdi ki bir blog yazısında bu kadar içine gireceksin?”
Evet, bazen kendimle dalga geçiyorum. Ama ciddi oluyorum, çünkü bazen derinlere inmeye de ihtiyaç duyuyorum. Geride kalanlar ne zaman çekildi, diye sormak, bazen hayatın akışını kabul etmektir.
Sonuç: Hala Geride Kalanlarla Barışmamız Gerek
Yazı boyunca “geride kalanlar” ile ilgili düşündüklerim aslında bir anlamda hayata dair düşündüklerimle paralel. Herkesin bir dönemi var, bir zaman dilimi var. Ama o zaman diliminden bir şeyler bırakıp, yolumuza devam ederken, her şeyin gerçekten geride kaldığına inanmak, belki de fazla kasvetli bir bakış açısı.
O yüzden şöyle diyorum: Geride kalanlar ne zaman çekildi? Belki de hiç çekilmedi. Belki biz sadece daha fazla bakmayı unuttuk. Yani, hayatın akışında kaybolan bir şey yok. Geride kalanlar, aslında her an bizle birlikte kalıyor. Bunu anlamamız, kabul etmemiz gerek.
Ve son olarak, bir arkadaşımın dediği gibi: “Cihan, geride kalanları düşünürken, önündeki hayatı kaçırma.” Belki de bu yazıdaki gerçek mesaj da tam olarak budur.