Nethizmetleri ziyaretçileri için hazırladığımız bu rehberde İş mahkemeleri hangi adliyede hakkında bilmeniz gerekenleri anlatıyoruz.
İş Mahkemeleri Hangi Adliyede? Doğru Adliyeyi Bulmanın Yolları
“İş mahkemesine gideceğim ama hangi adliyeye?” Bazen mesele davayı kazanıp kazanmamaktan önce, doğru kapının önüne ulaşmakla başlıyor. Özellikle işten çıkarılma, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai veya işe iade gibi konularda adliye seçimi küçük bir ayrıntı gibi görünse de yanlış yerde işlem yapmak ciddi zaman kaybına dönüşebilir.
Peki iş mahkemeleri hangi adliyede bulunur ve hangi adliyeye başvurulacağı nasıl belirlenir?
İş mahkemeleri hangi adliyede bulunur?
Türkiye’de iş mahkemeleri, ayrı bir yargı kolu değil, adli yargı içinde yer alan uzmanlık mahkemeleridir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’na göre iş mahkemeleri, Adalet Bakanlığınca gerekli görülen yerlerde, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak kurulur. Yargı çevreleri de ilgili adli teşkilat kurallarına göre belirlenir. Adalet Bakanlığı
Bu nedenle “Her ilçede iş mahkemesi var mı?” sorusunun cevabı hayırdır. Bir ilçede bağımsız iş mahkemesi bulunmuyorsa, uyuşmazlığın niteliğine ve yargı çevresine göre başka bir adliyedeki iş mahkemesi görevli olabilir.
Örneğin İstanbul’da hangi adliye?
İstanbul’daki yapı bunun iyi bir örneğidir. İstanbul Adalet Sarayı’nın resmi mahkeme listesinde 54 İş Mahkemesi bulunuyor. Adliye, Çağlayan’da yer alıyor. İstanbul Adalet Bakanlığı
Ancak İstanbul’da bütün iş uyuşmazlıkları otomatik olarak Çağlayan’daki iş mahkemelerine götürülmez. İlçelere göre ayrı adli yargı çevreleri oluşturulabilir. Nitekim Küçükçekmece İş Mahkemelerinin yargı çevresi Küçükçekmece, Başakşehir ve Avcılar olarak belirlenmiştir. LEXPERA
Burada önemli olan yalnızca adliyenin adresini bilmek değil, görevli ve yetkili mahkemeyi tespit etmektir.
Yaşadığınız veya çalıştığınız yerdeki adliye ile uyuşmazlığınız arasında nasıl bir bağlantı olduğunu hiç düşündünüz mü?
Hangi iş davaları iş mahkemesinde görülür?
İş mahkemelerinin görev alanı yalnızca klasik “işçi-işveren anlaşmazlığı” ile sınırlı değildir. 7036 sayılı Kanun, iş ilişkilerinden kaynaklanan çeşitli uyuşmazlıkları iş mahkemelerinin görev alanına dahil eder. Akademik çalışmalarda da bu görev alanı; bireysel iş kanunlarına ve Türk Borçlar Kanunu’na tabi işçilerle işverenler arasındaki uyuşmazlıklar, bazı SGK ve İŞKUR uyuşmazlıkları ve kanunların iş mahkemesine bıraktığı diğer uyuşmazlıklar şeklinde incelenmektedir. DergiPark
Başlıca konular şöyle sıralanabilir:
– Kıdem tazminatı
– İhbar tazminatı
– Fazla çalışma ücretleri
– Yıllık izin ve ücret alacakları
– İşe iade davaları
– Mobbing ve iş ilişkisinden kaynaklanan bazı tazminat talepleri
– İş sözleşmesinden doğan çeşitli alacak ve tazminat uyuşmazlıkları
– Kanunla iş mahkemesine verilen belirli SGK ve İŞKUR uyuşmazlıkları
Dolayısıyla arama niyeti açısından “iş mahkemesi nerede”, “iş mahkemesi hangi adliyede”, “iş davası hangi adliyede açılır” ve “iş mahkemesi adresi” birbirine yakın fakat aynı sorular değildir.
Görev ve yetki aynı şey değildir
Burada hukuk ile coğrafyanın kesiştiği önemli bir ayrım var: görevli mahkeme uyuşmazlığa hangi tür mahkemenin bakacağını; yetkili mahkeme ise davanın hangi yargı çevresindeki mahkemede görülebileceğini ifade eder.
Yani “Bu bir iş davası mı?” sorusu ile “Bu iş davası hangi adliyede açılabilir?” sorusu ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Bir davanın doğru mahkemeye ulaşmasının, hakkın kendisi kadar önemli olduğunu sizce yeterince konuşuyor muyuz?
İş mahkemelerinin tarihsel kökeni
Bugünkü iş mahkemelerini anlamak için yalnızca modern iş hukukuna bakmak yetmez. Osmanlı döneminde Tanzimat sonrasında mahkeme teşkilatında yaşanan dönüşümler, modern ve daha sistematik adli yapılanmanın zeminini hazırladı. Akademik araştırmalar, özellikle 19. yüzyıldaki ekonomik ve toplumsal değişimlerin yeni hukuki kurumlara duyulan ihtiyacı artırdığını ortaya koyuyor. DergiPark+1
Sanayileşme, ücretli emeğin yaygınlaşması ve işçi-işveren ilişkilerinin karmaşıklaşmasıyla birlikte iş uyuşmazlıklarının uzmanlaşmış bir yargı mekanizmasına ihtiyaç göstermesi doğal bir sonuçtu.
Türkiye’de bugün kullanılan sistemin önemli dönüm noktalarından biri ise 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu oldu. Kanun 12 Ekim 2017’de kabul edildi ve 25 Ekim 2017’de yayımlandı. Adalet Bakanlığı
2018’den sonra önemli değişiklik: Arabuluculuk
7036 sayılı Kanun yalnızca mahkemelerin görev alanını düzenlemedi. İş uyuşmazlıklarının önemli bir bölümünde dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk mekanizmasını da getirdi.
1 Ocak 2018’den itibaren işçi ve işveren alacakları, tazminatlar ve işe iade taleplerinin önemli bir kısmında arabulucuya başvuru dava şartı haline geldi. DergiPark+1
Bu değişiklik, “önce adliye” anlayışını bir ölçüde değiştirdi: Bazı uyuşmazlıklarda mahkeme kapısına gelmeden önce başka bir çözüm kapısının denenmesi gerekiyor.
Adalete daha hızlı ulaşmak için mahkemeden önce uzlaşmayı denemek sizce bir kolaylık mı, yoksa yeni bir prosedür mü?
Günümüzde iş mahkemelerinin en büyük sorunu: İş yükü
İş mahkemelerinin neden belirli adliyelerde yoğunlaştığını anlamanın bir yolu da istatistiklere bakmak.
Adalet Bakanlığı verilerinden derlenen 2015-2023 dönemine ilişkin akademik çalışmada, iş mahkemelerine gelen toplam dosya sayısının 2015’te 457.394, 2021’de 681.618, 2023’te ise 539.720 olduğu görülüyor. 2023 sonunda gelecek yıla devreden dosya sayısı da 386.452 seviyesindeydi. DergiPark
2024 yılına ilişkin verilerde ise iş mahkemelerinde 706.946 dosya bulunduğu bildiriliyor. Lexpera Blog
Bu rakamlar, “İş mahkemesi hangi adliyede?” sorusunun aslında daha büyük bir tartışmanın küçük bir parçası olduğunu gösteriyor: Uzmanlaşmış mahkemeler, artan uyuşmazlık yükünü ne kadar hızlı karşılayabiliyor?
Adliye sayısı mı, süreç yönetimi mi?
İş mahkemelerinin sayısının artırılması, uzmanlaşma ve alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının geliştirilmesi aynı tartışmanın farklı yüzleri.
Adalet Bakanlığı da son yıllarda ihtisas mahkemelerinin sayısının artırıldığını ve mahkeme teşkilatının genişletildiğini belirtiyor. Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı
Fakat dosya sayısının yüksek olması, yalnızca “daha fazla mahkeme” ihtiyacına işaret etmeyebilir. Bilirkişi süreçleri, delillerin toplanması, istinaf incelemesi, tebligatlar ve arabuluculuk aşaması gibi birçok unsur toplam süreyi etkileyebilir.
Bir işçinin aylarca beklediği ücret alacağı düşünüldüğünde, hızlı yargılama ile doğru yargılama arasında nasıl bir denge kurulmalı?
İş mahkemesinin bulunduğu adliyeyi nasıl öğrenebilirsiniz?
Pratikte en güvenli yöntem, yalnızca internet aramasında çıkan “iş mahkemesi adresi” bilgisine güvenmek yerine ilgili adliyenin resmi mahkeme listesini ve yargı çevresini kontrol etmektir.
Özellikle:
– Çalışma yerinizin hangi adli yargı çevresinde olduğunu,
– İşverenin veya işyerinin bulunduğu yerin yetki bakımından durumunu,
– Bağımsız iş mahkemesi bulunup bulunmadığını,
– Uyuşmazlık için dava şartı arabuluculuk gerekip gerekmediğini
birlikte değerlendirmek gerekir.
Sonuç: Doğru adliye, doğru başlangıçtır
“İş mahkemeleri hangi adliyede?” sorusunun tek bir Türkiye geneli adresi yoktur. İş mahkemeleri, ihtiyaç bulunan adli yargı çevrelerinde kurulmuş uzmanlık mahkemeleridir ve hangi adliyeye başvurulacağı görev ve yetki kurallarına göre belirlenir.
Bu nedenle bir iş uyuşmazlığında ilk adım yalnızca “En yakın adliye nerede?” olmamalı; hangi mahkemenin görevli ve yetkili olduğu araştırılmalıdır.
Çünkü bazen adalet yolculuğundaki en önemli adım, adliyeye girmek değil, doğru adliyeye gitmektir.
Nethizmetleri ekibi olarak İş mahkemeleri hangi adliyede konusunda size net ve faydalı bir içerik sunmaya çalıştık.