Allah’a İman Eden Bir Kişinin Davranışlarında Ne Gibi Değişiklikler Olur? Teknoloji ve dijital dünyada geçen bir günün sonunda, birkaç dakikalığına durup, “Ben kimim, ne yapıyorum ve neden?” sorularını sormak, modern hayatın getirdiği o karmaşa içinde insanın kendi iç yolculuğuna çıkması gibi bir şey. Her şey o kadar hızlı değişiyor ki, bazen kendimizi kaybolmuş hissedebiliyoruz. Ama belki de her şeyin temeli, hayatımıza yön verecek en önemli sorunun cevabında gizlidir: “Allah’a iman eden bir kişinin davranışlarında ne gibi değişiklikler olur?” Evet, bu soru hem çok derin hem de bir o kadar ilginç. İman, hayatımızın her anını şekillendiren bir etki yapabilir. Peki, 5-10…
10 YorumEtiket: de
Focus Puller Ne Kadar Maaş Alır? Bir Felsefi Düşünce Bir filozof olarak düşündüğümde, her mesleğin ve her işin gerisinde yalnızca ekonomik değer değil, aynı zamanda toplumsal değerler, insan emeği, kültürel yansımalar ve etik sorular yatar. “Focus Puller” (fokus çekici) terimi de bu bağlamda yalnızca bir meslek unvanından ibaret değildir; aynı zamanda bir sanatın, bir işin ve insan emeğinin de temsilidir. “Focus Puller ne kadar maaş alır?” sorusu, sadece bir finansal soru değil, aynı zamanda değer, anlam ve toplumsal eşitsizlik üzerine derinlemesine bir düşünme fırsatı sunar. Gelin, bu soruyu felsefi bir bakış açısıyla ele alalım ve işin özü, etik sorumluluklar ve…
16 YorumFare İmleci Nasıl Değiştirilir? Felsefi Bir Yaklaşım Her şeyin bir başlangıcı vardır. Her şeyin bir şekli ve biçimi, bir “varlık hali” vardır. Teknolojik cihazlarla etkileşim kurarken, sıradan gibi görünen her şey aslında daha derin felsefi anlamlar taşır. Örneğin, bir fare imlecinin şekli ve tasarımı, her ne kadar günlük yaşamda basit bir işlev gibi görünse de, bu durum teknoloji, gerçeklik ve kullanıcı arasındaki ilişkiyi sorgulayan derin bir soruyu gündeme getirir. Fare imleci nasıl değiştirilir? sorusuyla başlamak, aslında dijital dünyada varlığımızın, bilgiye ve etkileşime dair düşüncelerimizi nasıl şekillendirdiğini keşfetmek anlamına gelir. Fare İmleci: Ontolojik Bir Sorun Ontoloji, varlık felsefesi, var olan şeylerin…
20 YorumBazen bir halkın geçmişi, sadece taşlara kazınmış tarihlerde değil, kalpten kalbe aktarılan hikâyelerde saklıdır. Bugün size bir masal gibi anlatacağım bu hikâye, aslında gerçeğin ta kendisi… Yüzyıllar öncesine uzanan bir yolculukta, “Karamanoğulları nereli?” sorusunun cevabını yalnızca bir coğrafyada değil, bir milletin ruhunda arayacağız. Dağların Eteğinde Başlayan Hikâye Yüzyıllar önceydi… Anadolu’nun güneşle kavrulmuş topraklarında, Torosların eteklerinde küçük bir oba vardı. Bu oba, Oğuz Türklerinin Avşar boyundan gelen yiğit bir topluluğun yurduydu. Köklerini Orta Asya’nın rüzgârlarından alan bu insanlar, yurt arayışlarını, inançlarını ve umutlarını yanlarına alarak binlerce kilometre yürümüşlerdi. Sonunda, bugün Karaman olarak bildiğimiz topraklarda konakladılar. İşte Karamanoğulları’nın hikâyesi burada başladı: Anadolu’nun…
22 YorumKarakoyunluların Başkenti Neresidir? Tarihin Kalbine Yolculuk Tarihin tozlu sayfalarında gezinirken karşımıza çıkan devletlerin çoğu, sadece savaşlarla ya da fetihlerle değil; kurdukları şehirlerle, bıraktıkları izlerle de hafızalarımıza kazınır. Bugün sana, Orta Çağ Türk-İslam dünyasının en önemli siyasi güçlerinden biri olan Karakoyunluların hikâyesini anlatmak istiyorum. Ama bu, yalnızca bir devletin tarihini değil, bir başkentin nasıl bir medeniyetin simgesine dönüştüğünü de anlamamıza yardımcı olacak. Bir Aşiretten Devlete: Karakoyunluların Doğuşu Karakoyunlular, 14. yüzyılın ortalarında Oğuzların Yıva boyuna mensup Türkmenler tarafından kurulmuş güçlü bir Türkmen konfederasyonuydu. Adlarını, sürülerindeki kara koyunlardan almışlardı ve başlangıçta Doğu Anadolu, Azerbaycan ve İran coğrafyasında göçebe hayat süren bir aşiret topluluğuyken,…
12 YorumKara Fırın Ne Demek? Gelenekten Günümüze Sıcak Bir Hikâye Bazı kelimeler vardır ki, sadece anlamını değil, taşıdığı hatıraları da merak ettirir. “Kara fırın” da tam olarak öyle bir kelime. İlk duyduğunuzda aklınıza eski bir köy evi, taş duvarlar arasında yanan odun ateşi ve mis gibi ekmek kokusu gelir değil mi? Aslında kara fırın, sadece bir pişirme aracı değil; bir kültürün, bir geleneğin ve insan hikâyelerinin buluşma noktasıdır. Bugün birlikte hem teknik anlamıyla ne olduğunu keşfedecek hem de bu kavramın sıcak hikâyelerine doğru bir yolculuğa çıkacağız. — Kara Fırın Nedir? Temelden Başlayalım Kara fırın, en basit tanımıyla odun veya kömürle yakılan,…
12 YorumEsra Toptaş Hangi Kanala Geçti? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Üzerine Bir Bakış Toplumlar, bireylerin hareket ve kararlarıyla şekillenir. Medyanın da bu süreçteki yeri oldukça büyüktür. Esra Toptaş’ın bir kanal değişikliği yapması, yalnızca bir meslek kararından daha fazlasıdır; bu adım, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi derin konuları da gündeme getiriyor. Bir kadının televizyon dünyasında yeni bir yolculuğa çıkması, hem toplumsal yapıyı hem de medyanın bu yapıyı nasıl yansıttığını sorgulamamıza sebep oluyor. Peki, Toptaş’ın kanal değiştirmesi ne anlama geliyor? Bu karar, toplumda ne gibi etkiler yaratabilir? Kadınların Toplumsal Cinsiyet Perspektifi Kadınların medya sektöründe yer alışı, her zaman karmaşık…
14 YorumHipermetrop Göz İyileşir Mi? Bir Psikolojik Perspektiften Derinlemesine İnceleme İnsan Davranışlarının Derinliklerinde Bir Bakış: Hipermetrop ve Psikoloji Bazen insanlar sadece bedenleriyle değil, ruhsal dünyalarıyla da hastalıklarla yüzleşirler. Hipermetrop, gözlerin uzağı net görememesiyle ilgili bir durumken, bu rahatsızlık yalnızca fiziksel değil, zihinsel ve duygusal boyutlarda da etkiler yaratabilir. Peki, göz sağlığıyla ilgili fiziksel bir sorunun psikolojik temelleri olabilir mi? Bir psikolog olarak, insanların zihinlerinde ve bedenlerinde meydana gelen değişiklikleri birbirinden ayırmanın oldukça zor olduğunu gözlemliyorum. Çünkü bedenin yaşadığı her değişim, zihin dünyamızda da yankılar yaratır. Hipermetrop, sadece bir göz sorunu değil, aynı zamanda insanların dünyayı nasıl algıladıkları ve çevreleriyle kurdukları ilişkiler…
6 YorumÖğrenmenin Dönüştürücü Gücü ve Güvence Bedelinin Pedagojik Yansımaları Bir eğitimci için en büyük keşif, öğrenmenin yalnızca bilgi edinmek değil, aynı zamanda dönüşmek olduğunu fark etmektir. İnsan, öğrendikçe kendini yeniden inşa eder; düşüncelerini, davranışlarını ve değerlerini biçimlendirir. Bu sürecin en çarpıcı yönlerinden biri de sorumluluk ve geri bildirim arasındaki ilişkidir. Tıpkı eğitimde olduğu gibi, sosyal yaşamda da bazı davranışların bedeli vardır. Bu noktada karşımıza çıkan kavramlardan biri de güvence bedelidir. Peki, “Güvence bedeli ne kadar iade edilir?” sorusuna yalnızca hukuki bir yanıt mı vermeliyiz, yoksa bu kavramı pedagojik bir bakışla yeniden yorumlamak da mümkün mü? Pedagojik Yaklaşım: Öğrenmenin Ekonomisi Eğitimde her…
12 YorumKâmet Getirmek Zorunlu mudur? İnancın Geleceğine Dair Düşündürücü Bir Yolculuk Bir sabahın erken saatinde, sessiz bir evde yalnız başına namaza duran birini hayal edin. Ezansız, kalabalıksız… Sadece kalp sesi ve niyet. O an, “Kâmet getirmek zorunlu mudur?” sorusu belki de yüzyıllardır soruluyor ama gelecekte bu soru çok daha farklı bir anlam kazanacak. Çünkü ibadetin şekli değişmese de, insanın anlam arayışı değişiyor. Gelin, hem bugünün hükmüne hem de yarının vizyonuna birlikte bakalım. Kısa cevap: Kâmet getirmek farz değildir; sünnettir. Yani yapılması sevap, terk edilmesi günah olmayan bir ibadet adabıdır. Ancak gelecekte bu ibadet şekli, teknolojinin, toplumsal bilinçlenmenin ve manevi derinliğin etkisiyle…
10 Yorum